shutter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
shutter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2008 Çarşamba

shutter(amerikan versiyonu)


oldboy'u izleyen bünye, evin içinde bir oraya bir buraya koşturuken; üstüne birde shutter'ı izleyeyim diye diretti.ben de hem açlığımı dindireyim, hem de oha oha ohalarım devam etsin istedim.yine de açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki shuter'dan oldboy gibi zevk alamayacağımı sezmiştim.hatta emindim de diyebilirim.yine tvnin karşısına yayıldım.ve film boyunca pozisyonumuda hiç değiştirmedim; malesef.oldboy gibi değildi.gerçi ben de ne bekliyordum ki..?tayland versiyonunu insanlar yere göğe sığdıramazken;ben amerikan versiyonundan ciddi derecede korkmuştum.tayland versiyonu için insanlar korkudan altımıza sıçtık gibi ithamları kullanırken,ben amerikan versiyonunu izlerken açıkçası altıma sıçtım.bu ne lan? bu ne biçim film?oyunculuklar oyunculuk değil bi kerem.ayrıca korktum yani böyle bir filmi izlediğim için.kendimden feci korktum hemde.hiçbir sahnesi germez mi arkadaş bu filmin?germedi yani.öle köh köh izleyip bitirdim filmi.yine de filmi çeken ekibin hakkına saygısızlık etmek istemem.yani kısa bir filmin bile çekilirken, ne zorluklarla çekildiğini bilen bir insan olarak, uzun metraj filmi tahmin bile edemem.ekibe burdan sevgi ve saygılar.ama cidden beğenmedim yani.ne korktum ne gereldim açıkçası.klişe korkutma sahneleri sarmıştı filmi resmen.aslında bunu bu filme yormamak lazım.yani korku adına daha ne yapılabilinir ki?dini simgeler kullanıldı.yaratıklar keza öle.uzaylılar.. en son japon korku filmleri biraz germişti işte piyasayı ama o da duruldu.kim uzun siyah saçlı bir kızdan korkar ki?ya da siyah bir kediden.neyse işte açıkçası artık korku edebiyatı; ee bunun yanında korku film endüstriside bitmiş bulunuyor.bundan sonra insanları yeni, neyle korkutabilirler ki?

oldboy


öğlen saatleri.. evde kimse yok.bu iyi birşey.uykum var ama uyuyamıyorum.kitap okuma, biraz sıkmış.üstelik daha da uykumu getiriyor.ne kadar kahve içsem fayda etmiyor.sanki uyku ve kahve içmek doğru orantılı olarak ilerliyor.birden aklıma geçenlerde indirdiğim filmler geldi.bunlar sırasıyla; shutter, oldboy ve de what the bleep do we know.shutter'ın tayland versiyonunuda indirememiş,amerikan versiyonuyla idare etmeye çalışırken,önceliği oldboy'a vermem gerektiğini söyledi, içimden bir ses.bende öyle yaptım.dvdye atıp filmleri, televizyonun karşına geçtim.önce kanepede yaymış olarak takılırken film başladı.film ilerlerken yavaş yavaş bende doğrulmaya başladım.hatta öyle ki, karnıma kramplar girmeye başladı. yerini merak ve yanında huzursuzlukta aldı.ama yine de filmden, kopmadan izledim.filmin sonunda yaşadığım oha, oha, ohaları anlatamam.uzun zamandır böyle tatmin edici, böyle huzursuz edici bir film daha izlememiştim.ağzım kulaklarıma varmıştı resmen.bu filmi kesinlikle başkalarıyla paylaşmalıydım.sevdiğim insanlara bu filmi seyrettirmeliydim.ama herşeyden önce uyumalıydım.uyudum.1kaç saat sonra kalktığımda görüntüler hala gözlerinin önündeydi.sanki uyurken filmi yeniden seyretmiştim.kalkıp bilgisayarımı açtım;ve msnimde kim varsa bu filmi hemen bulmalarını,bulup izledikten sonrada benimle konuşmalarını istedim.hala da bekliyorum. :)


''insanlar yalnız kaldıklarında karıncaları görmeye başlarlar.''