10 Ağustos 2008 Pazar

karışık...

hava, kapalı bugün.dün, biraz yağmur çiseledi.gece rüzgar devam etti.umarım bugün de yağmur yağar.hatta dolu dolu yağar, ve biz de evde bunun keyfini süreriz.kapalı havaları daha çok seviyorum.gökyüzü gri.

evden dışarı çıkmak istemiyor bu bünye.bir anlığına bile olsa dışarı çıksa, hemen eve gidelim diye tutturuyor.hatta öyle ki; dışarısıyla içerisinin hiçbir farkı yok gözümde.evde aldığım nefes, dışarıda aldığım nefes aynı.ha içerde olmak, ha dışarda olmak benim için aynı.

***
stop russia! gürcistan'daki insanlar mumlarla sokağa yazmışlar.insanlar ellerinde pankart, bütün dünyaya sesleniyorlar.savaş yalnızca sivilleri vuruyor.devletleri değil!sadece sivilleri.onlar ölüyor, onlar yaralanıyor, ailelerini onlar kaybediyor.onların yerine bu kararları veren devlet görevlileri ise; sadece güvenli sığnaklarında oturup, çok önemli kararlar alıyorlar.peh!

7 Ağustos 2008 Perşembe

gencleri koruma kanun tasarisi

herşey, akp'nin kapatılmamasıyla başladı aslında. ''kapatılmadık'' derken aslında bize nah çekip duruyorlardı.nerden mi biliyorum? çünkü ben akp genel başkanlık binasındaydım; kapatma davasının açıklandığı sıralarda.evet orda bulundum ve nasıl nah çekeceklerini yerinde gördüm.

önce türk telekomun yarısı, şu kadarcığı ayy ne bileyim ne kadarı suudilere satıldı.daha sonra aç kapa olan youtube yasakları başladı.ondan sonra sırasıyla türkiye'den porno sitelerine girişi yasakladı bu zihniyet.kazık internet satan bu ttnet,insanları am, sik, göt üçlüsünden uzak tutarken,insanları başka başka yollara başvurmaya teşvik etti.neyse o konulara girmeyelim.çünkü bugünkü konumuz farklı.

gencleri koruma kanun tasarisi edibe sozen adlı bir şahsiyet tarafından hazırlandı ve taslak meclise sunulmak için bekliyor.belki de sunuldu bile. haber linkini de hemen belirteyim: http://www.haber10.com/haber/133724 . şimdi bir genç olarak; bu ne lan?bizi sizden kim koruyacak?okullarda ibadethane olurmuymuş.zaten bu ülkede hala din dersleri kaldırılsın mı, yoksa zorunlu mu olsun diye tartışmalar devam ederken;böyle bir teklif doğru olur mu?bunları hiç mi düşünmüyor bu insanlar?bir de porno alan kişiler t.c. kimlik numaralarını Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bildircekmiş.lan bu Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün başka işi gücü yok oturup;porno alanları belirleyecek.salaklığa bak lan.abi bu adamlar çok boş duruyor yahu..onlara da porno denetleme işini verelim diyen zihniyete burdan kafa atmak istiyorum.açıkçası ülkeyi daha da germek,ve hatta bölmek adına çok iyi işler düşünüyorsunuz.yahu bunların hepsi tembellikten oluyor tabii. otur otur o ceylan derisi meclis koltuklarında insanın canı sıkılır.yani, zaten maaş kebap.naapsakta bu meclisten salak kararlar geçirsek diye düşünüyor bu zihniyet.daha dün gül rektör atamalarını kendi kafasına göre düzenledi.hergün birşeylere zam geliyor. ama % 47 hala uyuyor. bu ülkede sadece%47 salak değil.toptan bu ülke salak, ve ona göre yönetiliyoruz.geçmişte böyleydi. şimdi de böyle. ne diyim salaklığımıza doymayalım.salak bir ülkeden salak bir karar çıkmış. daha ne olsun...

6 Ağustos 2008 Çarşamba

shutter(amerikan versiyonu)


oldboy'u izleyen bünye, evin içinde bir oraya bir buraya koşturuken; üstüne birde shutter'ı izleyeyim diye diretti.ben de hem açlığımı dindireyim, hem de oha oha ohalarım devam etsin istedim.yine de açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki shuter'dan oldboy gibi zevk alamayacağımı sezmiştim.hatta emindim de diyebilirim.yine tvnin karşısına yayıldım.ve film boyunca pozisyonumuda hiç değiştirmedim; malesef.oldboy gibi değildi.gerçi ben de ne bekliyordum ki..?tayland versiyonunu insanlar yere göğe sığdıramazken;ben amerikan versiyonundan ciddi derecede korkmuştum.tayland versiyonu için insanlar korkudan altımıza sıçtık gibi ithamları kullanırken,ben amerikan versiyonunu izlerken açıkçası altıma sıçtım.bu ne lan? bu ne biçim film?oyunculuklar oyunculuk değil bi kerem.ayrıca korktum yani böyle bir filmi izlediğim için.kendimden feci korktum hemde.hiçbir sahnesi germez mi arkadaş bu filmin?germedi yani.öle köh köh izleyip bitirdim filmi.yine de filmi çeken ekibin hakkına saygısızlık etmek istemem.yani kısa bir filmin bile çekilirken, ne zorluklarla çekildiğini bilen bir insan olarak, uzun metraj filmi tahmin bile edemem.ekibe burdan sevgi ve saygılar.ama cidden beğenmedim yani.ne korktum ne gereldim açıkçası.klişe korkutma sahneleri sarmıştı filmi resmen.aslında bunu bu filme yormamak lazım.yani korku adına daha ne yapılabilinir ki?dini simgeler kullanıldı.yaratıklar keza öle.uzaylılar.. en son japon korku filmleri biraz germişti işte piyasayı ama o da duruldu.kim uzun siyah saçlı bir kızdan korkar ki?ya da siyah bir kediden.neyse işte açıkçası artık korku edebiyatı; ee bunun yanında korku film endüstriside bitmiş bulunuyor.bundan sonra insanları yeni, neyle korkutabilirler ki?

oldboy


öğlen saatleri.. evde kimse yok.bu iyi birşey.uykum var ama uyuyamıyorum.kitap okuma, biraz sıkmış.üstelik daha da uykumu getiriyor.ne kadar kahve içsem fayda etmiyor.sanki uyku ve kahve içmek doğru orantılı olarak ilerliyor.birden aklıma geçenlerde indirdiğim filmler geldi.bunlar sırasıyla; shutter, oldboy ve de what the bleep do we know.shutter'ın tayland versiyonunuda indirememiş,amerikan versiyonuyla idare etmeye çalışırken,önceliği oldboy'a vermem gerektiğini söyledi, içimden bir ses.bende öyle yaptım.dvdye atıp filmleri, televizyonun karşına geçtim.önce kanepede yaymış olarak takılırken film başladı.film ilerlerken yavaş yavaş bende doğrulmaya başladım.hatta öyle ki, karnıma kramplar girmeye başladı. yerini merak ve yanında huzursuzlukta aldı.ama yine de filmden, kopmadan izledim.filmin sonunda yaşadığım oha, oha, ohaları anlatamam.uzun zamandır böyle tatmin edici, böyle huzursuz edici bir film daha izlememiştim.ağzım kulaklarıma varmıştı resmen.bu filmi kesinlikle başkalarıyla paylaşmalıydım.sevdiğim insanlara bu filmi seyrettirmeliydim.ama herşeyden önce uyumalıydım.uyudum.1kaç saat sonra kalktığımda görüntüler hala gözlerinin önündeydi.sanki uyurken filmi yeniden seyretmiştim.kalkıp bilgisayarımı açtım;ve msnimde kim varsa bu filmi hemen bulmalarını,bulup izledikten sonrada benimle konuşmalarını istedim.hala da bekliyorum. :)


''insanlar yalnız kaldıklarında karıncaları görmeye başlarlar.''

4 Ağustos 2008 Pazartesi

kalbine iyi davran


verimsiz bir çağda hoyrattır geçen zaman saati kır uykuyu yırt gözlerinden acının köklerini sula çoğalsın sabah saksılar sana gülümseyebilir ovala çamurunu kalbinin geliyor işte yine o yaralı karınca yıkımlardan öğreniyoruz yaşamayısaklayarak kendimize yaralarımızı içimizi döküyoruz besleme bir hayata bir tek geriye adını koymak kalıyor zebaniler çağında üremenin mayın aklın kırdığı hayatın da bir kalbi vardır yeni bir ses düşer seslerin üzerine her kapının anahtarı olan söz insan kendini her şeye rağmen yeniliyor yoksa hiçbir anlamı kalmayacak haykırışın havada asılı kalan sesin çınlamasının kalmayacak anlamı çoğalan kuşkunun çizmeli üstünü kederi keşke olan her şeyin lütfen kalbine iyi davran... çıkarıp attığımız elbiseler gibidir geçen zaman


bayram balcı
ışık açık ama hala karanlık.karanlık bu yer.gözlerim karanlıktan ayrılmıyor.hiç kimse temiz tutmuyor bu odayı.neden hiç kimse temizlemiyor ki bu odayı?hep temiz mi olmalı bu oda? temiz hem de tertemiz...

ellerimi kestim.her yere iğrençliğimi akıttım.duvarlara sürdüm.evet ben iğrençtim ama sen? ya sen....?

kelimeleri düzgünce seçmiyorum.dağınık kalsınlar.umrumda değil. o halde

.... so fuck you anyway.