bir yerlerde okumuştum. şairler uzun süre yaşayamaz diye. ya intihar ederler; ya da erken yaşta ölürler diye. sanırım intihar edenlerin çoğunluğunu şairler oluşturuyor.
sylvia plath'de bunlardan biriydi. son günlerde gazetelerde küçük bir haberi okudunuz mu bilmiyorum ama oğluda intihar etmişti. annesiyle aynı kaderi paylaşmıştı. geriye ise sadece bir kızkardeşi bırakarak dünyadan göçmüştü. ( http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=927606&Date=23.03.2009&CategoryID=79)
kütüphanemden bir kitap çekiyorum. gelen kitap; sylvia plath'ın günceleri. hayır rastgele seçmiyorum bu kitabı. yerini ezbere biliyorum çünkü.
''i may never be happy but i can be content'' (sylvia plath)
25 Mart 2009 Çarşamba
24 Mart 2009 Salı
herşey para para para!!!!

en son gelen haberlere göre last fm radyosuda nisandan itibaren abd, almanya ve birleşik krallık dışındaki ülkelere paralı olacakmış. aylık 3 euro bayılmamızı istiyorlar. isteyenlere hemen linki atayım : (http://blog.last.fm/2009/03/24/lastfm-radio-announcement)
internetin hızla yayılmasından sonra ; para babalarının ağzını sulandırıcak projelere bir yenisi daha eklendi : internet. yakın gelecekte zannediyorum ki; her girdiğimiz internet sayfası için para vericez.
gelelim last fme. şimdi neden bu 3 ülke dışındakilere paralı yapıyorsun? eğer paralı yapacaksan tüm ülkelere yap. saçmalığın daniskası bence.
bir link daha vereyim : ( http://i40.tinypic.com/33uucgp.png)
23 Mart 2009 Pazartesi
türk insanına özgü uyanıklıklar
express kasaya bir sepet dolusu eşyayla gelmek ve biz 3 kişiyiz diyerek 3e böldürmek. (aferin çok iyi düşünmüşsün)
gazeteye para vermemek için kahveye gidip, beleş gazete okumak.
marketlerde tanıtılan promosyon ürünlerinden, bir yerine dörder, beşer tane tane almak. üstelik, tanıtılan üründen almamışken.
dolu bir yolda sıranın ilerlemesini beklerken, emniyet şeridinden geçen ambulansın arkasına takılıp, hızlıca yol almak.
gazeteye para vermemek için kahveye gidip, beleş gazete okumak.
marketlerde tanıtılan promosyon ürünlerinden, bir yerine dörder, beşer tane tane almak. üstelik, tanıtılan üründen almamışken.
dolu bir yolda sıranın ilerlemesini beklerken, emniyet şeridinden geçen ambulansın arkasına takılıp, hızlıca yol almak.
21 Mart 2009 Cumartesi
bir anlık....

uzun, yarı karanlık koridorlarda karşılaşıyoruz seninle hep. ilk adımda bakışmalarımız birbirimize; daha sonra adımlarımıza çevriliyor. yere bakarak devam edip, koridoru geçiyoruz ters yönlere doğru.
battaniyeye sarılmış, bir ömrün geçişini seyredalıyorum. batıyorum dibe doğru. en dibe, daha derine....
16 Mart 2009 Pazartesi

- ''çok fakirim lan. bir masa lambası alacak param bile yok.''
karanlığın içinde yankılanan bir ses duyulur :
- '' belki de hala alacağın masa lambasını bulamamışsındır.''
aptal aptal etrafına bakınarak;
-'' ama ama ben, ikea kataloğuna baktım; mudo conceptte baktım bulamadım. ayrıca duymuyor musun param yok benim.''
karanlıktaki ses;
- ''salak ne diye oralara bakıyorsun; paran yoksa.''
- ''iyi de ben bunu en başta belirttim. ne diye fırladın karanlığın içinden.''
karanlıktaki ses;
- ?!!?!?
karanlığın içinde yankılanan bir ses duyulur :
- '' belki de hala alacağın masa lambasını bulamamışsındır.''
aptal aptal etrafına bakınarak;
-'' ama ama ben, ikea kataloğuna baktım; mudo conceptte baktım bulamadım. ayrıca duymuyor musun param yok benim.''
karanlıktaki ses;
- ''salak ne diye oralara bakıyorsun; paran yoksa.''
- ''iyi de ben bunu en başta belirttim. ne diye fırladın karanlığın içinden.''
karanlıktaki ses;
- ?!!?!?

hassiktir! biri beni durdursun. the mask filminin en ünlü lafı. şuan, bu cümleyi, bu durumu anlatan; en iyi cümle olarak seçiyorum. saçmalama. bozdum.
''bir sabah tedirgin düşlerden uyanan Gregor Samsa, devcileyin bir böceğe dönüşmüş buldu kendini. ''
ders, ders , ders çalışmalıyım. evet. kafamı kumdan çıkartıp, karşıya odaklanmalıyım. kalktım devcileyin bir böceğe dönüşmüştüm. bu yüzden bu kitabın adı değişim olamaz. dönüşüm olmalıydı. değişim daha pasif kalıyor.
evet gece beni boğar. geceleyin böcekler ilerleyemez bilinenin aksine. ya da ben sallıyorum. evet ben sallıyorum. hani freud demiş ya, insanların doğuştan getirdiği 2 temel özellik var diye : cinsellik ve saldırganlık. ki bunlar bir yerde aynı şeye çıkıyor : şiddet. her ikiside farklı dozajlarda şiddet içerir. yani aslında insanların doğuştan getidiği sadece bir temel özellik vardır : şiddet! veeeeee buna bir nicesini daha ekliyorum. yalan söylemek. evet evet herkes doğuştan büyük bir yalancı olarak doğar. önce bilmeden yalan söylersin. sonra bilerek ve isteyerek devam ettirisin. hiçkimse karşı çıkmasın. çünkü yaşadığı sürece herkes yalan söylemiştir. miktarı değil; eylemi önemlidir. yaptın mı? yalan söyledin mi? cevap evettir.
keşke, Revolutionary Road filminin sonundaki yaşlı adam gibi duyma cihazımı kapayabilsem. pasif kalırmıydım orası tartışılır; ama o kadınla evli lan. deli zannettikleri bir oğulları var. yazık. adam doğruları söyleyip duruyor aksine. oops filmin sonunuda söyledim bu arada. idare ediverin.
yazıyı okurken hissiyatınıza yardımcı olabilmesi açısından; buyrun burdan yakın :
dinleyin.
görünür bir şekilde edit : download değildir. ahahahhaha. arşivinizde varsa; çalın, dinleyin. sadece bu yazıya yönelik bir rica.
Etiketler:
değişim,
dönüşüm,
freud,
gregor samsa,
kafka,
revolutionary road
14 Mart 2009 Cumartesi
Medya Eleştirisi Ya Da Hermes'i Sorgulamak

Birhan'ın bloğunu okuyunca farkettim. akademik kitapları çok daha sık bir şekilde okumalı. ben, bu konuda geri kalmış bulunuyorum malesef. buradan ona da teşekkür etmek istiyorum.( http://okunmuskitaplar.blogspot.com/) bu da onun adresi. ve ondan kopya çekerek okuduğum kitapta bu : http://www.yenisayfa.com/Product/Book/Content.aspx?pid=a1bcd7f5990f700805123ff51b6da3ed gayet güzel bir dille yazılmış kitap. ilk sayfalarından bu görülüyor. daha sonraları için birşey diyemem. daha oralara gelmedim. ve öyle zannediyorum ki; Birhan'ın bundan sonraki irdeleyeciği kitapta, bu kitap olacak. yorumlarımı döktürücem şimdiden belirteyim. yeraltı edebiyatı okumalarıma bir süre ara veriyor; ve işe gitmek için hazırlanmaya başlıyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)