20 Temmuz 2010 Salı



Güneşin batmaya yakın zamanı. Kendimi bomboş iskeleden aşağıya atıyorum. Hissiz. Karanlık sulara bırakıyorum tüm bedenimi. Bulutların arasından turuncu ışık hüzmeleri yayılıyor arada. Dibe daldıkça yüzeye çıkmak istemiyorum. Ve her defasında daha da derine dalıyorum. Kimse yok etrafta. Aklımda tek düşünce var. Kararıma sadık kalmalıyım.

16 Temmuz 2010 Cuma

Yanılsama!

Yumruk yemiş gibi kalakaldım yerimde. Ona okuttuğum şiiri paylaşmış. Ne için paylaşmış ya da kim için paylaşmış bilemiyorum. En kötüsünü düşün. Senin için paylaşmamıştır. İstediği kişi sen değilsin! Sen asla olamazsın! Gel de bunu söz dinlemeyen yüreğime anlat şimdi. Salakça bir hevesle kendine olduğunu düşünüyor yüreğim. Yanılıyor halbuki ama umrunda değil!

Garip bir heyecan var içimde. Niye bilmiyorum. Ama uzunca bir süre beni peşinden sürükleyecek. Biliyorum. Adım gibi biliyorum hem de.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Sana sayfalarca yazı yazmam hiçbirşeyi değiştirmiyor. Önemini yitiriyor yalnızca. Hiç bir değeri kalmıyor. Hatta senin için hiç bir önemim olmadığı gerçeğini yüzüme haykırıyor.

*****


Şu anda balkondan gelen siagara kokusu herşeyi alıp götürüyor. Hayatı sevdiriyor. Lanet. Nelere tav aluyorum ben böyle. Bu kadar az şey isterken neden en çok acıyı ben çekeyorum. Adil mi bu? Adil mi bütün bu olanlar. Dünyayı fethetmek isteyenler bile bu isteklerini elde edebiliyorlar. Ben niye istediğimi elde edemiyorum. Hatta buna neden inanmıyorum.

Yoksun. Yoklar. Hiç olmadılar zaten. Hayallerin iki yüzü vardır. İyi tarafı ve de kötü tarafı. Bana kalansa; hep kötü tarafı. Tebrikler.

11 Temmuz 2010 Pazar

Bir heyecan, Bir Heyecan Sorma Gitsin..


Aşk uğramadı bir kere. Bir heyecan var ama. Hala da tanımlayamadığım bir heyecanım var. Her gün ebemi sikiyor. Olur olmadık şeyler yaptırıyor. Belki de yanlış olan kişiye. İşte zamanımı böyle kullanıyorum. Heyecanımı körükleyerek a dostlar...


Bir de hayatıma bir Alihandro girdi ki.. Ahh Ah!

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Uzun Zamandan Sonra

Son yazdığımdan beri çok fazla şey oldu. Ama oturup bunları tek tek yazmayacağım. Gerekte yok zaten. Onları hissettiğim gibi yazacağım. Ya da yazarım bilemiyorum; şimdilik devam eder miyim onu da bilmiyorum. Çabuk sıkılıyorum bu aralar. Ayrıca üşengeçlik konusunda master sahibiyim.

Kişiler yazılarımı okuyunca çok dağınık buluyorlar. Evet çok dağınık yazıyorum. Ama bırakın dağınık kalsın. Dökülsün. Zira uzun süredir yazmıyordum. Yazmak istemiyordum.

Haa bu arada belirtmeliyim. Dün gece çocukluğumu kaybettim. Yandığım tek şey bu oldu. Diğer şeyler mi, onlar o kadar önemli değil.

Şimdilik bu kadar yazı yazacağım. Biraz da okumalıyım. Çünkü yokluğunda çok fazla kitap satın aldım.