
öğlen saatleri.. evde kimse yok.bu iyi birşey.uykum var ama uyuyamıyorum.kitap okuma, biraz sıkmış.üstelik daha da uykumu getiriyor.ne kadar kahve içsem fayda etmiyor.sanki uyku ve kahve içmek doğru orantılı olarak ilerliyor.birden aklıma geçenlerde indirdiğim filmler geldi.bunlar sırasıyla; shutter, oldboy ve de what the bleep do we know.shutter'ın tayland versiyonunuda indirememiş,amerikan versiyonuyla idare etmeye çalışırken,önceliği oldboy'a vermem gerektiğini söyledi, içimden bir ses.bende öyle yaptım.dvdye atıp filmleri, televizyonun karşına geçtim.önce kanepede yaymış olarak takılırken film başladı.film ilerlerken yavaş yavaş bende doğrulmaya başladım.hatta öyle ki, karnıma kramplar girmeye başladı. yerini merak ve yanında huzursuzlukta aldı.ama yine de filmden, kopmadan izledim.filmin sonunda yaşadığım oha, oha, ohaları anlatamam.uzun zamandır böyle tatmin edici, böyle huzursuz edici bir film daha izlememiştim.ağzım kulaklarıma varmıştı resmen.bu filmi kesinlikle başkalarıyla paylaşmalıydım.sevdiğim insanlara bu filmi seyrettirmeliydim.ama herşeyden önce uyumalıydım.uyudum.1kaç saat sonra kalktığımda görüntüler hala gözlerinin önündeydi.sanki uyurken filmi yeniden seyretmiştim.kalkıp bilgisayarımı açtım;ve msnimde kim varsa bu filmi hemen bulmalarını,bulup izledikten sonrada benimle konuşmalarını istedim.hala da bekliyorum. :)
''insanlar yalnız kaldıklarında karıncaları görmeye başlarlar.''
2 yorum:
maşallah yani. sene olmuş 2008 oldboy izlemedim, shutter izlemedim diyorsun. kınadım.
geç olsun güç olmasın diyelim :)bazen, kaçırabiliyorum böyle filmleri malesef.ben de kendimi kınadım emin ol.
Yorum Gönder