
gözler hafif bulanık görüyor. kulaklarımda norah jones'un sunrise adlı şarkısı dolanıyor. erkenden kalkıp, 80 sayfa kitap okumuşum. gözlerimde ondan bulanık görüyor zaten. bir dakika, kalkıp çayımı almalıyım mutfaktan. evet suyu ağır ağır kaynamaya bıraktım ocağa. öğle üzerine doğru da bir türk kahvesi patlattım mı deymeyin keyfime.
depresyonunda özelliklerinden biri de budur. önceki günlerde büyük bir sıkıntı hissedersiniz. sonraki günde de küçük şeylerden mutlu olursunuz. bir uyanmışsınız ki güneş içinize doğmuş. hayret! geçen günlerde neden buhran yaşamışım diye hayıflanırsınız birden. ama kötü günler geldiğinde bu huzurlu anları hatırlayamazsınız nedense. öylece geçiverir zaman.
sallama çayımızda hazır. evet geri döndüm şimdi mutfaktan. yanıma bir kaç parça biskuvi aldım. çayın yanında iyi gider.
şimdi hatırladığım eski bilgisayarımıza (o zamanlar abimle birlikte kullanıyordum) 20 word sayfasına yakın bir roman yazmaya başlamıştım. iyi de gidiyordu üstelik. bitirseydim belki roman değil öykü olacaktı gerçi. ama abim o dosyamı silmişti. şimdi hatırladım. eğer o öyküyü bitirseydim...
iyice evime kapandım. iyice içime kapandım.
norah jones dinliyorum sabahtan beri.
sallama çayda nasıl iyi geldi. amaaann.
evden dışarıya hiç çıkmak istemiyorum. hemde hiç.
2 yorum:
ev sallama çay dolu. sanırım bağımlılık benimkisi bir nevi. günde 15e yakın tüketiyorum. olmayınca sinirleniyorum hakkım olmadan. en güzeli Deren.
katılıyorum deren bencede en güzeli :) liptonun tadı biraz acı mı ne?
şu anda canım sallama çay çekti. hemen mutfağa gidiyorum.
Yorum Gönder